can yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
can yücel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Nisan 2015 Cumartesi

Biraz Değiştim


Biraz değiştim,
Her şey kadar,herkes kadar,sen kadar
Değiştim,
Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
Ben benimle savaşıyorum,
Seninle değil
Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın,
Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim
Sorun değil
Elbet alışırım
Biraz alıştım,
Her şey kadar,herkes kadar,sen kadar
Alıştım!
Varlığını istemediğim tüm eksik yanları
Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim
İki arada bir derede duyguya alışıyorum
Bir yanım bırak diyor bir yanıma
Kesin değil! Henüz tanıştık
Her şey kadar,herkes kadar,sen kadar
Tanıdığımı sandığım bana daha yakınım artık
Duvarlara öğretirken öğrendiklerim kendi hakkımda
Ve aynalarda ağlarken gördüklerim kendi tarafımda
Bir yanım memnun oldum diyor,
Bir yanım tanıyamadım daha
Samimi değil
Bir hayli kırıldım
Her şey kadar,herkes kadar,sen kadar
Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım
Aslında ne sana, ne olanlara
Kendime kırgınım!
Maziye hiç değil,ana kırgınım
Anlatamadığım,anlayamadığım masalların bana yaptıklarına
Dinlediğim şarkılarda bana seni anımsatan şarkıcılara
Beni anladığın kelimelerin bana her şeyi anlatıyor gibi geliyor oluşuna
Bir hayli kırgınım
Beni ben kırdım oysa
İyi değilim.
Galiba yoruldum
Her şey kadar,herkes kadar,sen kadar....

( Can Yücel )

7 Mart 2015 Cumartesi

AŞK...


Bizimkisi bir aşk hikayesi değildi. AŞK'tı bizimkisi,gerisi hikayeydi...
                                                     Can Yücel

4 Mart 2015 Çarşamba

Hayatı Tersten Yaşamak...

 
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir...
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel,hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Camide uyanıyorsunuz.
Bir tahta sandık içerisinde,herkes karşınızda saf durmuş,iyiliğinize dua
ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette tabuttan doğruluyorsunuz,
yaşlı,olgun ve ağırbaşlı olarak.
Herkes etrafınızda,büyük bir itibar,iltifatlar,çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor,aylık veya üç ayda bir maaşınızı
alıyorsunuz.
Ne güzel,hazır maaş,hazır ev...
Altmışlı yaşlara kadar garanti,huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor,kaslar güçleniyor,kuvvetleniyorsunuz.
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin
hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..ve
genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan
olarak işe başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda el pençe divan..
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor,forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor,fevkalade...aman ne güzel günler
başlıyor...derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış,'fazla çalıştın'diyor 'artık eve dön,işi
bırak,okumaya başla,harçlığın benden olsun...'
Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.Ekmek elden,su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler,diskotekler,kızların sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,araba kullanma
derdi de yok artık...
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,'evde otur,keyfine bak,
oyuncaklarınla oyna'diyorlar.
Mamanız ağzınıza veriliyor,zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,hatta
bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz.
Derken anneniz size bir gün süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli
dönem başlıyor.
Mama artık her yerde,her an ve en taze şeklinde hazır.
Bir gün karanlık, ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.Beslenmek için
ağzınızı açmaya dahi gerek yok,bir kordondan besleniyor,sıcacık,
yumuşacık,gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor,küçülüyor,ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.
Veeeeeee.....
En güzeli deeee.......
Günün birinde müthiş keyifli bir geceyle hayatınız bitiyor...

CAN YÜCEL

Her şey sende gizli....



Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç..
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
                                        
                                                              Can Yücel